
Kıyısında bir yerindeyim hayatın, çırpınıp durduğum su parçası betondan kentmiş meğer; kollarım her kulaçta kanıyor… Her bulduğumda mutluluğu ya kayıp düşüyor ya da elimden alınıyor. Ve ben bu oyundan her defasında çıkarılıyorum.
Acıtıyor bu gelgitler… Acıtıyor canımı… Yürüyorum… Hiç durmadan soluk soluğa yürüyorum… Ardıma bir baksam parçalanır; paramparça olurum.
Bana sorarsanız, her şeyi olduğu yerde bırakıp GİDELİM BURALARDAN… Tutuşan bedenimizi yadigar bırakıp hayata; gitmeliyiz…
Benim dünya üzerinde bir damla mutluluğum yok. Zaten hiç olmadı. Çok gördüler… Her elimi uzattığımda kollarımı kestiler, canımı acıttılar. Şimdi kan akıtan bedenime tek bir çarem yok. Diyorum ki; GİDELİM BURALARDAN…
İnanmıyorum artık hiçbir söze, yer yüzünde ki hiçbir sevdaya inanmıyorum. Herkes bir sahte oyun peşinde. Sonra hepimiz bu sahteliği alkışlıyoruz, buna inanmak yalan da olsa hoşumuza gidiyor çünkü… Biz yalanı ne çok sevdik… Herkes bin pişman yüreklerle baş etmeye çalışıyor; ki çoğu kez eline yüzüne bulaştırıyor…
Emanetlere ihanet edeli çok olmuş. Biz artık biz değiliz… Ben artık ben değilim… Hepimiz yüreğimize batan cam kırıklarını temizlemeye çalışıyoruz. Yabancıyız bu kalabalıkta kendimize. Kimse kalmamış yüreklerde… Herkes elini eteğini çekip gitmiş, nedensizce…
Aynalarla yüzleşmekten korkuyorum artık. Bana gülümseyen bir yabancı var aynamda. Ben değilim o…
Oldukça uzak bir yerindeyim bu hayatın. Uzaktan bakıyorum sevdalara. Uzaktan bakıyorum gittikçe yaşlanan bedenime. Gülüp geçiyorum; her elimden düşüşünde daha da ufalan minicik kalan zavallı düşlerime… Bıkmadan usanmadan – belki bir şeyler yapabilirim kaygısıyla – eğilip yerden toplayışıma, hatta yeni bir düşe sarılmama; oturup gülüyorum. Çıkıp çıkıp merdivenleri ayağımın her kayışında yere çakılmalarıma, her kanatlanışımda kanatlarımın küçük bir sapanla yara almasına; gülüyorum…
Anlıyorum ki bu çabalar boşuna… En iyisi her şeyi olduğu yerde bırakıp, her şeyi dağınık bırakıp, hiçbir toplama girişimi göstermeden GİTMELİ… Düşümde ki yolu olmayan, küçük vadilerle dolu dünyama…
Ben gidiyorum o zaman… Bu sahte dünya sizin olmalı, benim yerim yok burada. Ben gidiyorum diyorum ama henüz yer yüzüne inerken imzaladığım senedin vaadesi dolmamış. Diyorlar ki bekle… Ne mümkün? Sabrım kalamadı… Firarım yakındır…
DİYORUM Kİ ARTIK:
GİDELİM BURALARDAAAANNNNN…

Son Yorumlar